Koronavirüs Dünyada Bir Şeyleri Değiştirebilir!


Dünya yaklaşık dört buçuk aydır bu salgın haberleriyle içli dışlı, bunu hepimiz biliyoruz. Çin’de başlayan bir salgın hastalık, dünyada tüm kıtalara yayılma başarısı gösterdi ve dünya bu hastalık sebebiyle ciddi anlamda insan kayıpları verdi. Ülkeler sınırlarını kapattı, uçuşlar iptal edildi, ülkeler arası ticaretler kısmi olarak askıya alındı vs.

Action New Snow

Uzun zamandır dünya böyle bir salgın hastalıkla yüz yüze gelmemişti. Kimi ülkeler panik yaptı ve hızlı hareket etti, kimi ülkelerse durumun ciddiyetini hafife aldı ve herhangi bir kısıtlama ihtiyacı hissetmedi. Hafife alan ülkeler ne yazık ki bunun bedelini ağır ödedi. Verilen insan kayıpları bir yana dursun, ülkelerin ekonomik zararları ve hükümetlerin yanlışları, dönüşü olmayan bir yola girdi. Birçok ülkenin hükümeti yaptıkları bu yanlıştan dönmeye çalışsa da, verilen kaybın önüne geçilmesi zor oldu. Bu da haliyle ülke vatandaşlarını düşünmeye itti. Bu tip enkazların öngörülememesinin sonuçları, hükümetler açısından epey pahalı mal olacak gibi duruyor.

Uzun bir süredir bizim de gündemimizde korona var. Tüm dünyayı saran bu salgın hastalığın elbette sonuçları olacak. Öyle görünüyor ki, bu hastalık dünyada birçok şeyin değişimine sebep olacak.

Lakin şunu belirtmeliyim ki, acı sıcağı sıcağına hissedilmez. Yani şuan biz bu değişimleri tam olarak gözlemleyemeyebiliriz. En azından bir kısmını… Ama inanıyorum ki bu salgın hastalık durulduğu zaman, değişimler gözle görülür bir biçimde olacaktır. Şimdi sizlerle koronavirüs sebebiyle dünyada nelerin değişeceğini veya insanların ne konuda farkındalık kazanacağını, birkaç maddede paylaşmak istiyorum.

1-) İnsanların Bilime Olan İlgisi Arttı

Dört buçuk ay önce bir virüs ortaya çıktı ve tüm dünyayı gerek ekonomik, gerekse sağlık hizmetleri bakımından ciddi zora soktu. Bunu uzun zamandır tecrübe etmeyen insanlar, ne olduğunu anlamaya çalıştı. Ortada gözle görünmeyen bir canlı vardı ve bu canlı, insanları hasta edip öldürme gücüne sahipti. Merak duygusu kaşınan birçok kişi, başta virüsün, daha sonra da koronavirüsün ne olduğunu araştırmaya başladı. Elbette ki aralarında komplo teorilerine yaslanan bir kesim de vardı; lakin azımsanmayacak bir kesim, bilimsel yolu tercih etti. Virüsün nasıl bir şey olduğunu öğrenen insanların, en azından bir kısmı, gerek kafa dağıtmak, gerekse de merak dürtüsüne yenik düşmesi hasebiyle biyoloji öğrenmeye başladı. Bu pandeminin patlamasıyla birlikte, insanlar bir şekilde bilime bir adım attı ve arkası geldi.

Virüsün ne olduğunu öğrenip biyolojiyi öğrenme yoluna giren insanların yolu, evrimsel biyolojiyle kesişti ve bilimsel kaynaklardan, evrimin ne olduğunu öğrenmeye başladılar. Evrime olan önyargının (kısmen de olsa) yıkılma sürecini başlatan, virüsü öğrenme yolu oldu diyebilirim. Çünkü insanlar virüsü öğrendiler ve biyolojiye olan güvenleri arttı. Şuan tüm dünyanın karşı karşıya olduğu bir canlıyı biliyor olmak, hiç kuşkusuz evrime karşı gardlarını indirmelerine sebep oldu.

Virüsün ne olduğunu öğrenme yoluna giren insanlar, aynı zamanda bilime adım atmış oldu (bilimle hiç alakası olmayan insanlardan bahsediyorum). Bu insanlar, belki de daha önce hiç yollarının kesişmediği bilimle haşır neşir olmaya başladılar. Bu da onların bilime olan güvenini arttırdı. Çünkü bu bilgi nesneldi. Herhangi bir inanç veya ideolojiyle ilgilenmiyordu. Bu sebeple tüm insanlara hitap ediyordu. İşte bunu gören insanlar, bilime ilgi duymaya başladı ve özellikle bu karantina günlerinde, bilimsel siteleri/sayfaları çokça ziyaret etmeye başladı.

2-) İnsanlar Alışkın Oldukları Düzenden Yoksun Kaldı

Birçoğumuzun alışkın olduğu bir hayat düzeni vardı. Okullarımıza gidiyorduk veya bir işte çalışıyorduk. Sosyal bir hayatımız vardı, çevremizdeki insanlarla rahat bir şekilde fiziksel temas kurabiliyorduk. Lakin bir korona çıktı ve neredeyse hepsini bizden aldı…

Olağandışı ve hiç beklenmedik olan bu pandemi, hayatlarımızı alt üst etti (değiştirdi). Hayatında hiç maske takmamış insanlar, maske takmadan dışarı çıkmaya korkar oldu. Aile fertlerimiz dışında kalan herhangi biriyle aynı ortamda bulunmak, bazılarımızı paranoyak hale getirdi. Acaba virüs taşıyor mudur, ya virüs bulaşırsa gibi sorular, bazılarımızın aklını yer bitirir oldu.


Haftada üç gün arkadaşlarıyla buluşanlarımız vardı, lakin şimdi telefonla görüşmekten başka herhangi bir seçenek kalmadı elimizde. Biliyoruz ki riskli ve salgın sebepli risk diye bir şey, uzun yıllardır hayatımızda yoktu. Birçok insan doğduğundan beri ilk defa böyle bir salgınla karşılaşıyor ve ne yapacağını bilemeyip tedirgin oluyor. Uzun zamandır böyle bir salgın olmadığı için, birçok insan gibi birçok devlette ne yapacağını başta bilemedi. Bu da olası bir salgına karşı bizim ne kadar hazırlıksız olduğumuzun bir göstergesi oldu.

Birçok insan sokağa çıkma yasağını hiç görmemişti bu zamana kadar. Ne olduğunu tam olarak idrak edememiş ve tecrübe etmemişti. Özellikle pandemi sebepli bir sokağa çıkma yasağı, görülmüş şey değildi. İnsanlar bunu da tecrübe etti…

3-) Dinlerin Bilim Karşısında Ne Kadar Aciz Olduğu Görüldü

Bu virüs dünyaya yayılmadan önce, özellikle Türkiye’de bir “din adamı” çıkıp, “Ben Allah ile görüştüm, koronavirüs Türkiye’ye gelmeyecek” gibi beyanlarda bulundu. Dua ve inanç ile bir şeylerin önlenebileceği sanıldı ve bu adama birçok insan itibar etti. Bunun yanında birçok “din adamı” çıkıp dualar okumaya başladı. Ülkenin minarelerinde her gün Allah’a yalvarıldı lakin salgın hala sonlanmadı. Bu durumda birçok insanı sorgulamaya itti. “Bu kadar insan dua ediyor, niçin dualar kabul edilmiyor?” gibi soruları kendilerine sordular ve düşünme aşamasına adım attılar. Kendi inançlarını sorgulama cesareti gösterdiler ve kim bilir, belki birçoğu tatmin edici cevaplar bulamamıştır ve inandığı dini terk etmiştir.

Elbette ki bu sadece Müslümanlar için geçerli değil. Tüm dünyada bulunan din adamları, kendi inandıkları dinin tanrısına/tanrılarına yalvardılar ve herhangi bir sonuç alamadılar. Bu da birçok insanın düşünmesine sebep oldu. Dinler hakkında birçok düşünceyi değiştirdi. İnsanların dine olan itibarı zedelendi.

Dinlerin bir sonuç vermediğini gören insanlar, bilime muhtaç ve mecbur olduklarını anladı. Tüm dünya bilim insanlarının eline bakıyordu. Onların çalışması ve bir şeyler ortaya koymasına bağlıydı hayatları. Bu sebeple dine olan inanç bir kenara bırakıldı ve bilim kurullarının söylemlerine kulak verildi. Uzaya harcanan paranın gereksiz olduğunu beyan eden hoca kılıklı soytarılar, “Ben fetvayı doktorlardan” alırım dedi. Bilimi ve teknolojiyi beğenmeyen din tüccarları, bir anda bilimi yol gösterici olarak belirledi. Niye? Çünkü can bu, kıymetli tabi! Sıkıştıkları zaman hemen bilimin arkasına geçtiler. Oysa bundan birkaç ay önce bilimin gereksizliğinden bahsediyorlardı. Dünyaya faydası olan bilim insanlarını, inançları sebebiyle yargılama cüretinde bulunuyorlardı. İşte bir salgın hastalık her şeyi gün yüzüne çıkardı. Açık fikirli ve zeki insanlar neyin ne olduğunu gördü. Kapalı fikirli, sığ görüşlü budalalar ise, hala el etek öpmeye, “Korona camiye giremez” diyerek camiye girmek için cami kapılarını tekmelemeye, “ben dua okudum bana bir şey olmaz” demeye devam etti… İşte bu pandemi, hak ile batılı ayırmamızda bize yol gösterdi!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ORTADOĞU - SURİYE

Evrimi Öğrenmek İçin Başvurabileceğiniz Kaynaklar

Depresyonda Olan Kişinin Gözünden

Evrim Hakkında Kafa Karıştıran Sorular-2

Özsaygı Ve İnsanın Kendisini Tanıması